Ben bahçeden gelen tazelik yazıları yazacaktım. Bu yola çıkarken aklımdaki kesinlikle bu değildi. Hayallerim vardı benim. Her hafta pazara gidecektim. En taze sebzeleri alıp donduracaktım. Mevsiminde ellerimle ayıklayıp dondurduklarımı, diğer mevsimde yiyecektim. Ama gelin görün ki hiçbir şey düşündüğüm gibi değilmiş. Bilgililik hayallerimi alıp götürdüyse de sağlık ve lezzeti getirecek bence.
Geçen yazıda bunu da kafama takmıştım ya! Sizi de meraklandırmayım daha fazla. Sıkı durun, dondurulmuş besinlerde katkı maddesi de olmazmış.
Bu arada geçen yazımın konusu dondurma işlemiydi ya, bu konuda Doğader Başkanı Hüseyin Çetin'in bir açıklamasını buldum. Diyor ki:
"Çok nadir özel cihazlar haricinde bizim evlerimizdeki buzdolabı ve derin dondurucularımız -18 dereceye göre ayarlıdır. Gerçek şoklama ise büyük miktarda üretim yapan ciddi firmaların -38 derecede şoklanmış ürünleridir.
Bizim ülkemizdeki derin dondurucular veya o şekildeki buzdolabının buzlu bölümü sadece -38 derecede şoklanmış ürünleri -18 derecede saklamak içindir. Siz bir sebzeyi alıp -18 dereceye koyup buzdolabınızda donmuş şekilde görebilirsiniz. Ama donmuş olması -18 derecede muhafaza şartlarının doğru olduğunu göstermez. O neden bu kadar büyük miktarda enerji harcayarak sonucu çok kötü bir sonla sonuçlanabilecek hatta besin zehirlenmesine kadar yol açabilecektir."
Hepsini anladım da şimdi de başka bir şeye takıldım ben, eğer üç saat içinde dondurulmaları gerekiyorsa bu sebzelerin, balıkların ya da satılan şeyler her neyse onların hepsi ilgili markaların fabrikalarında mı yetiştiriliyor? Sorarken cevabı içinde saklı değil mi?
Mümkün değil! O zaman nasıl oluyor bu iş? Kafam iyice karıştı benim...